42,5354$% 0.07
49,5729€% -0.06
9.394,00%-0,84
11.007,37%0,81
฿%
%
02:00
Buca Belediye Meclisi’nin 6 Ocak 2026 tarihli toplantısı, yerel yönetim tarihine “usul skandalı” olarak geçecek bir oylamayla gündeme geldi. Belediye Başkanı Görkem Duman başkanlığında yapılan toplantıda, henüz ilgili komisyonlarda görüşülmemiş ve karara bağlanmamış bir önerge, meclis üyelerinin büyük bölümünün bilgisi dışında oylamaya sunuldu.
Yaşananlar, meclisin işleyişinin ve demokratik karar alma sürecinin açıkça hiçe sayıldığı yönünde sert eleştirilere neden oldu.
CHP’li Meclis Üyesi İsmail Yüzer tarafından verilen ve Buca’da uygun görülecek bir parka “Sırrı Süreyya Önder” adının verilmesini içeren yazılı önerge yer aldı. Söz konusu önerge, belediyenin resmi internet sitesinde açıkça “komisyonlara havale edilen ancak henüz karara bağlanmayan önergelerin görüşülmesi” başlığı altında bulunuyordu.
Buna rağmen hangi parka bu ismin verileceği netleşmeden, komisyon raporu olmadan ve meclis üyelerinin tamamına bilgi verilmeden önerge oylamaya sunuldu.

AK Parti Buca Grup Başkan Vekili’nin, Belediye Başkanı Görkem Duman’a “Parkı bildirdiniz değil mi?” sorusunu yöneltmesi, sürecin ne kadar hazırlıksız ve plansız yürütüldüğünü gözler önüne serdi.
Oylamanın ardından Başkan Duman’ın “oybirliğiyle kabul edilmiştir” açıklaması ise meclis sıralarında adeta infiale yol açtı. Sert itirazlar üzerine Duman bu kez kararın “oy çokluğuyla kabul edildiğini” söylemek zorunda kaldı.
Bu çelişkili açıklamalar, kararın alelacele ve meclis iradesi yok sayılarak alındığı yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Buca Meclis Üyesi Mustafa Eser, yaptığı açıklamada söz konusu ismin Türk halkına yönelik hakaretleri bulunduğunu savunarak, böyle bir ismin Buca’da bir parka verilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Eser, BBP olarak karara net bir şekilde ret oyu verdiklerini vurguladı.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Buca Meclis Üyesi Şükrü Parmaksızoğlu ise yaptığı konuşmayla skandalın perde arkasını açıkça ortaya koydu. Parmaksızoğlu, gündemde yer alan maddenin komisyonlara havale edilmesi gerektiğini, meclisin böyle bir karar alınacağından haberdar olmadığını söyledi.
“Bizim önümüzdeki gündemde bu maddenin imar, hukuk, çevre ve kültür komisyonlarına havale edileceği açıkça yazıyordu. Kararla ilgili hiçbir bilgimiz yoktu” diyen Parmaksızoğlu, meclis iradesinin yok sayıldığını dile getirdi.
MHP ve BBP grupları, tutanaklara geçmesi amacıyla ret oylarını resmen bildirdi.
Yaşanan bu gelişmeler, “Buca Belediyesi’nde meclis formaliteye mi indirildi?” ve “Kararlar kapalı kapılar ardında mı alınıyor?” sorularını gündeme taşıdı. Vatandaşlar, meclis üyeleri ve siyasi partiler, sürecin şeffaflıktan uzak ve hukuki açıdan tartışmalı olduğu görüşünde birleşti.
Skandal kararın önümüzdeki günlerde hem siyasi hem de hukuki boyutlarıyla daha da büyümesi bekleniyor.

Buca Belediye Meclisi’nde komisyona havale edilmeden, parkın açık adresi ve konumu belirtilmeden alınan isim verme kararı hukuk çevrelerinde ciddi tepkiyle karşılandı. Uzman hukukçular, sürecin açıkça Belediye Kanunu’na ve Meclis Çalışma Yönetmeliği’ne aykırı yürütüldüğünü belirtiyor.
İdare hukuku uzmanlarına göre, meclis üyelerinin hangi parka isim verildiğini bilmeden oy kullanması, kararın hukuken sakat hale gelmesine neden oluyor. Bir hukukçu değerlendirmesinde, “Meclis üyeleri bilgilendirilmeden yapılan oylama, meclis iradesini ortadan kaldırır. Bu, açık bir usul ihlalidir” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, söz konusu kararın idare mahkemesine taşınması halinde iptal edilme ihtimalinin çok yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Parkın adresi, mevcut adı ve kamuya etkisi açıklanmadan alınan bir kararın, şeffaflık ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal ettiği vurgulanıyor.
Hukukçulara göre, isim verme gibi kamuyu doğrudan ilgilendiren kararların ilgili komisyonlarda değerlendirilmeden meclise getirilmesi hukuken kabul edilemez. Bu durumun yalnızca idari bir hata değil, bilinçli bir yetki aşımı olarak da yorumlanabileceği belirtiliyor.
Uzman görüşlerinde, kararın idari yargıya taşınması halinde Buca Belediyesi’nin savunma yapmakta zorlanacağı ve kararın yürütmesinin durdurulmasının da gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

