48,4887$%0,03
56,4658€%0,05
11.127,00%-0,52
%
฿%
$%
19:36
10 Eylül 2026 Perşembe
Buca Belediyesi, Betontaş Kapalı Pazar Yeri ile Çamlıkule Ek Hizmet Binası’nda kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projeleri için kapasite onayı aldı. Toplam 1190 kilovat kapasiteye sahip projelerle yıllık 1,9 milyon kilovatsaat elektrik üretilmesi hedefleniyor.
Buca Belediyesi AR-GE Müdürlüğü tarafından yaklaşık bir yıldır sürdürülen çalışmalar kapsamında, Enerji Kentleri Birliği’nin desteğiyle saha ve fizibilite çalışmaları tamamlandı. Betontaş Kapalı Pazar Yeri ile Çamlıkule Ek Hizmet Binası için gerekli çağrı mektupları alınırken, GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş. toplam 1190 kilovatlık kapasitenin şebekeye bağlantısını uygun buldu.
Teknik tasarım ve uygulama aşamasına geçen projelerin tamamlanmasıyla belediyenin elektrik ihtiyacının bir bölümünün güneş enerjisinden karşılanması ve enerji giderlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Buca Belediyesi’nin verdiği bilgiye göre santrallerin yıllık 1,9 milyon kilovatsaat elektrik üretmesi ve yaklaşık 825 ton karbon salımının önüne geçmesi hedefleniyor.
Buca Belediye Başkan Vekili Hüseyin Benzer, projelerin belediye bütçesine katkı sağlayacağını belirterek, “Hedefimiz, projelerimizi hızla hayata geçirerek güneş enerjisinden daha fazla yararlanmak. Hem belediyemizin bütçesine katkı sağlayacak hem de çevreyi koruyacak yatırımları Buca’da artırmaya devam edeceğiz” dedi.


Yaklaşık 1.305 hektarlık alanı kapsayan planlarda nüfus kapasitesinin yaklaşık 250 binden 424 bine yükselmesi öngörülürken, Şehir Plancıları Odası planların şehircilik ilkelerine aykırı olduğunu savundu.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, daha önce mahkeme tarafından iptal edilen ve yeniden hazırlanan Buca Güney Planlama Bölgesi imar planlarını bir kez daha yargıya taşıdı. Oda; 60 metrelik yolun etkilerinin yeterince analiz edilmediğini, teknik altyapı etki değerlendirme raporunun hazırlanmadığını, bazı kurum görüşlerinin güncelliğini yitirdiğini ve sosyal-teknik altyapı alanlarına ilişkin sorunların devam ettiğini savundu. Yaklaşık 1.305–1.307 hektarlık alanı kapsayan planlama bölgesinde nüfus kapasitesinin yaklaşık 250 binden 424 bin kişiye yükselmesinin öngörülmesi ise tartışmanın en önemli başlıklarından biri.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin Haziran-Ağustos 2026 dönemini kapsayan “Hukuki Mücadele Bülteni” yayımlandı. İzmir ve çevresindeki 12 plan ve plan değişikliğinin yargıya taşındığının açıklandığı bültende, Buca Güney Planlama Bölgesi İmar Planları da dava konusu edilen dosyalar arasında yer aldı.
Şehir Plancıları Odası, Buca Güney Planlama Bölgesi’nde yeniden hazırlanan planların daha önce verilen yargı kararlarında ortaya konulan sorunları yeterince gidermediğini savunarak yeni bir hukuki süreç başlattı.
Buca Güney Planlama Bölgesi’ndeki tartışmalar yeni değil. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 14 Temmuz 2023 tarihli 05.761 ve 14 Ağustos 2023 tarihli 05.782 sayılı kararları doğrultusunda uygun bulunan Güney Planlama Bölgesi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Revizyonu ve İlavesi, Koruma Bölge Kurulunun da kararının ardından 12 Aralık 2023 ile 10 Ocak 2024 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştı.
Ancak planlar hakkında açılan dava sonucunda İzmir 7. İdare Mahkemesi, E.2024/448, K.2025/93 sayılı ve 20 Şubat 2025 tarihli kararıyla planın iptaline karar verdi. Mahkeme kararının ardından Buca Güney Planlama Bölgesi için yeniden planlama süreci başlatıldı. Buca Belediyesi’nin resmi belgelerinde yaklaşık 1.305 hektarlık Güney Planlama Bölgesi’nin üç etaba ayrıldığı, ilk etap uygulama planının ise yaklaşık 580 hektarlık alanı kapsadığı belirtildi.
Mahkeme kararından sonra hazırlanan Buca Güney Planlama Bölgesi 1. Etap 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonu, Buca Belediye Meclisinin 3 Aralık 2025 tarihli ve 2025/201 sayılı kararıyla kabul edildi. Plan, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13 Nisan 2026 tarihli ve 04.384 sayılı kararıyla değişiklikle uygun görülerek onaylandı ve 21 Mayıs-19 Haziran 2026 tarihleri arasında askıya çıkarıldı. Askı sürecinin ardından planlara vatandaşlardan, meslek odalarından, sivil toplum kuruluşlarından ve hak sahiplerinden çok sayıda itiraz geldi.
Güney Planlama Bölgesi planlarının 2026’daki askı sürecinde en dikkat çekici gelişmelerden biri 702 dilekçelik toplu itiraz oldu. TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin yanı sıra Temiz İzmir Derneği, çeşitli vatandaşlar ve mülk sahipleri de planlara itiraz etti. Giraud ailesinin mirasçılarından Caroline Nicole Koç’un da vekili aracılığıyla planlara itiraz ettiği kamuoyuna yansıdı.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde 16 Temmuz 2026 tarihinde görüşülen itirazların büyük bölümü ise kabul edilmedi. Şehir Plancıları Odası’nın başvurusu ile 702 dilekçelik toplu itiraz da uygun bulunmayan başvurular arasında yer aldı.
İtirazların reddedilmesinin ardından süreç yargıya taşındı. TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Eylül ayında kamuoyuna açıkladığı Hukuki Mücadele Bülteni’nde Buca Güney Planlama Bölgesi planları hakkında yeniden dava açıldığını duyurdu. Oda, İzmir 7. İdare Mahkemesinin daha önce verdiği iptal kararındaki sorunların yeni planlarda da devam ettiğini ileri sürdü.
Şehir Plancıları Odası’nın bir diğer itirazı altyapıya ilişkin oldu. Oda, plan kapsamında Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu’nun hazırlanmadığını, ayrıca İZSU, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi gibi kurumların planın temelini oluşturan bazı görüşlerinin güncelliğini yitirdiğini ileri sürdü.
Oda ayrıca kentsel dönüşüm modeli kapsamında bazı alanlardaki yapılaşma kararlarının sosyal ve teknik altyapı alanlarını etkilediğini, eşdeğer alan ayrılması konusunda mevzuata aykırılıklar bulunduğunu ve “Özel Proje Alanı” tanımının belirsiz ve ayrıcalıklı yapılaşma hakları oluşturabileceğini savundu.
Buca Güney Planlama Bölgesi tartışmalarının en önemli konularından biri ise nüfus kapasitesi. Planlama sürecine ilişkin yayımlanan plan verileri ve haberlerde, yaklaşık 1.307 hektarlık Güney Planlama Bölgesi’nde önceki planlardan gelen nüfus kapasitesinin yaklaşık 250 bin kişi, yeni plan kararlarıyla ortaya çıkan kapasitenin ise yaklaşık 424 bin kişi olduğu belirtiliyor.
Bu rakamlara göre plan kapasitesi bakımından bölgede yaklaşık 174 bin kişilik ek nüfus oluşabilecek. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan 2023 tarihli Buca Güney Planlama Bölgesi Plan Açıklama Raporunda, TÜİK’in 2022 verileri üzerinden yapılan hesaplamada plan sınırları içerisindeki fiilî nüfusun yaklaşık 307 bin kişi olduğu belirtilmişti. Raporda plan sahasına giren 18 mahallenin toplam nüfusunun 330 bin 473 kişi olduğu, dört mahallenin yalnızca bir bölümünün plan sınırlarında bulunması nedeniyle planlama alanında yaşayan gerçek nüfusun yaklaşık 307 bin kişi olarak hesaplandığı ifade edilmişti.
Dolayısıyla kamuoyunda sıkça kullanılan “yaklaşık 170 bin kişilik nüfus artışı” hesabı, 307 bin kişilik fiilî nüfus üzerinden değil, yaklaşık 250 bin kişilik eski plan kapasitesinin 424 bin kişiye yükselmesi üzerinden yapılan hesaplamaya dayanıyor.
Fiilî 307 bin kişi ile 424 bin kişilik yeni plan kapasitesi karşılaştırıldığında ise fark yaklaşık 117 bin kişi seviyesinde bulunuyor.

Güney Planlama Bölgesi içerisindeki nüfus artışının parsel bazındaki örneklerinden biri de Buca Kaymakamlığı ile Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasındaki 7777 ada 1 parselin bulunduğu düzenleme sahası.
Plan açıklama raporunda bu bölgedeki mevcut nüfusun 0, önerilen nüfusun ise 643 kişi olarak gösterildiği daha önce Gündem Buca tarafından gündeme getirilmişti. Söz konusu bölge de geçmiş yıllarda yargı konusu olmuştu. 2020 yılında hazırlanan planlara karşı TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi ve Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi tarafından açılan davada İzmir 3. İdare Mahkemesi planların iptaline karar vermişti. Mahkeme sürecinde sosyal donatı, ulaşım, trafik ve kamusal kullanım kararları tartışılmıştı.
Planlara yönelik itirazların bir diğer önemli bölümünü Giraud Çiftliği ve çevresindeki kararlar oluşturuyor. Şehir Plancıları Odası, daha önceki mahkeme kararlarında bu bölgeye ilişkin plan hükümlerinin de değerlendirildiğini belirterek yeni planlarda alanın “Özel Proje Alanı” şeklinde düzenlenmesine itiraz etti.
Oda, mahkemenin Güney Planlama Bölgesi’nin bütününe ilişkin iptal kararının yeni plan açıklama raporunda yalnızca Giraud Çiftliği ve yakın çevresine ilişkinmiş gibi ele alındığını savundu ve bunun önceki yargı kararının kapsamıyla çeliştiğini ileri sürdü.
Buca’nın gelecekteki yapılaşmasını doğrudan etkileyecek Güney Planlama Bölgesi süreci böylece yeniden mahkemeye taşındı.
Daha önce mahkeme tarafından iptal edilen planların ardından Buca Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü koordinasyonunda yeniden hazırlatılan planlar, 2025 yılında Buca Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonunda Mustafa Genç, Murat Sinat, Sadık Bahattin Kızıldağ, Şükrü Parmaksızoğlu ve Burçin Kevser Sevil tarafından oy birliğiyle uygun bulunmuştu.
Planlar belediye meclislerindeki onay süreçlerinin ardından 2026 yılında yeniden askıya çıkarılırken, Şehir Plancıları Odası bu kez yeni düzenlemelerin de önceki mahkeme kararında belirtilen sorunları gidermediğini savunarak yargıya başvurdu
Buca’nın güneyindeki geniş bir alanı ve yüz binlerce kişiyi ilgilendiren planlama süreci böylece yeniden yargıya taşınmış oldu. Bir tarafta Buca Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, mahkeme kararları sonrasında hazırlanan yeni planlarla kentsel dönüşüm, ulaşım bağlantıları ve sağlıklı yapılaşmanın sağlanmasını hedefliyor.
Diğer tarafta Şehir Plancıları Odası; nüfus ve yapılaşma yoğunluğu, altyapı kapasitesi, sosyal donatı alanları, 60 metrelik ulaşım aksı, güncel kurum görüşleri ve önceki mahkeme kararlarının uygulanıp uygulanmadığı konusunda hukuka ve şehircilik ilkelerine aykırılıklar bulunduğunu savunuyor.
İzmir 7. İdare Mahkemesinin 2025 yılında iptal ettiği Güney Planlama Bölgesi planlarının yeniden hazırlanmasının ardından başlayan ikinci yargı sürecinde, yeni planların önceki mahkeme kararındaki eksiklikleri giderip gidermediğine bu kez yeniden yargı karar verecek.



AK Parti İzmir Milletvekili ve eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü dolayısıyla 9 Eylül mesajı yayımladı. Kasapoğlu, mesajında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanlarını rahmet ve minnetle andı.
İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından paylaşım yapan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 9 Eylül 1922’nin İzmir ve Türkiye tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Kasapoğlu paylaşımında, “Bir şehir, bir bayrak, bir millet… 9 Eylül 1922” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu mesajının devamında, İzmir’in işgalden kurtuluşunda mücadele eden isimleri anarak şu ifadeleri kullandı:
“İzmir’in işgalden kurtuluşunun yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Millî Mücadele kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. İzmir’in 9 Eylül’ü kutlu olsun.”
9 Eylül 1922, Türk ordusunun Büyük Taarruz’un ardından İzmir’e ulaşması ve kentin işgalden kurtarılmasıyla Millî Mücadele’nin sembol tarihlerinden biri olarak kabul ediliyor. İzmir’de her yıl 9 Eylül’de düzenlenen etkinliklerle kurtuluş günü kutlanırken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanları da çeşitli programlarla anılıyor.


Saadet Partisi Buca İlçe Başkanı Muhsin Timur, partisinin ilçe toplantısında Buca Kent Konseyi seçiminde yaşanan temsilci listesi tartışmalarını gündeme taşıdı. AK Parti Buca, Yeniden Refah Buca ve Yeni Parti temsilcilerinin evrak süreçlerinde yaşanan eksiklikler nedeniyle oy kullanamadığını belirten Timur, yaşananları “teşkilat disiplini ve görevin takibi” üzerinden değerlendirdi. Timur, Saadet Partisi’nin çalışmalarını planlı, programlı ve sorumluluk bilinciyle yürüttüğünü söyledi.
Saadet Partisi Buca İlçe Başkanlığı, İlçe Başkanı Muhsin Timur başkanlığında teşkilat toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve eski İzmir İl Başkanı Mustafa Erduran da katıldı. Toplantıda yeni dönem teşkilat çalışmaları, üye faaliyetleri, okul sorumlularının belirlenmesi ve Buca’daki siyasi çalışmalar değerlendirilirken, Muhsin Timur’un konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri 7 Eylül’de gerçekleştirilen Buca Kent Konseyi 8. Seçimli Genel Kurulu oldu.
Buca Kent Konseyi seçiminde genel kurul öncesinde askıya çıkarılan hazirun listesi ile seçim günü kullanılan liste arasında farklılık bulunduğu gerekçesiyle itirazlar yapılmıştı. İtirazların değerlendirilmesinin ardından, askıya çıkarılan listede yer almadıkları belirtilen bazı kurum ve siyasi parti temsilcilerinin oy kullanmamasına karar verilmişti.
Buca Belediyesi tarafından yayımlanan genel kurul çağrısında da kurum ve kuruluşların temsilcilerini 21 Ağustos 2026 Cuma günü saat 17.30’a kadar Kent Konseyi Sekreteryası’na bildirmeleri gerektiği, bu tarihten sonra sunulan görevlendirme taleplerinin kabul edilmeyeceği duyurulmuştu.
Muhsin Timur, toplantıda yaptığı değerlendirmede seçim sırasında listenin yeniden kontrol edildiğini belirterek AK Parti Buca İlçe Başkanlığı temsilciliğine ilişkin evrakın süresinde verilmediğinin ortaya çıktığını söyledi. Timur, yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:
“Bir baktılar AK Parti Buca İlçe Başkanı oy kullanamaz. Evrağı zamanında verilmemiş.” Timur, Yeniden Refah Partisi Buca İlçe Başkanlığı açısından da temsilcilik işlemlerinde gerekli belgelerden birinin teslim edildiğini, diğerinin ise eksik kaldığını ifade etti.
Timur’un açıklamalarında söz konusu durum, yalnızca bir seçim prosedürü olarak değil, siyasi teşkilatların kendilerine verilen görevleri ne kadar dikkatli ve zamanında yerine getirdiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.
Kent konseylerinin zaman zaman kamuoyunda sıradan bir yapı gibi görülebildiğini belirten Timur, Buca Kent Konseyi’nin yerel yönetim açısından önemli bir kuruluş olduğunu söyledi. Timur, Kent Konseyi için, “Bize göre belki sıradan gibi gelebilir ama inanın belediyeyi yönlendiren kurumlardan bir tanesi” değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle siyasi partilerin ve diğer kurumların Kent Konseyi Genel Kurulu’na katılım süreçlerini dikkatle takip etmesinin önem taşıdığını vurguladı.
Kent Konseyi seçiminde yaşananları Saadet Partisi’nin teşkilat çalışma anlayışıyla karşılaştıran Timur, partisinin kendisine verilen görevleri zamanında ve eksiksiz yerine getirmeye önem verdiğini söyledi. Timur şu ifadeleri kullandı: “Saadet Partisi alınan görevi, yapılan işlerin her zaman takibindedir, arkasındadır.”
Seçim dönemlerinde de teşkilat tarafından hazırlanması gereken listeler ve resmî belgeler konusunda aynı hassasiyeti gösterdiklerini dile getiren Timur, seçim kurullarından bu konuda olumlu değerlendirmeler aldıklarını ifade etti.
Timur, “Evraklarımızı ilettiğimiz zaman, ‘Saadet Partisi gibi düzenli bir şekilde evraklarını takip eden bir siyasi parti görmedik’ diye bunu bizim yüzümüze defalarca söylediler” dedi.
Muhsin Timur’un konuşmasında Buca Kent Konseyi seçiminde yaşanan gelişmeler, Saadet Partisi’nin planlama, sorumluluk, liyakat ve görev takibi anlayışına örnek olarak gösterildi.
Timur’un değerlendirmesine göre bir siyasi teşkilatın başarısı yalnızca kamuoyuna yaptığı açıklamalarla değil; resmî süreçlerin zamanında takip edilmesi, görevlendirilen kişilerin sorumluluklarını yerine getirmesi ve verilen görevlerin sonuçlandırılmasıyla da ölçülüyor.
AK Parti ve Yeniden Refah Partisi temsilcilerinin Kent Konseyi seçimindeki evrak süreçlerinde yaşanan eksikliklere dikkat çeken Timur, Saadet Partisi’nin aynı süreçte gerekli işlemleri yerine getirmiş olmasını teşkilat disiplinlerinin bir sonucu olarak değerlendirdi.
Toplantının bir diğer önemli başlığı ise Buca’nın yönetimi ve Milli Görüş belediyeciliği oldu. Buca gibi büyük bir ilçeyi yönetmenin kolay olmadığını belirten Timur, Milli Görüş belediyeciliğinin planlı ve disiplinli yönetim anlayışıyla bu sorumluluğun üstesinden gelebileceğini savundu.
“Buca’yı yönetmek çok zor. Ama işin ucunda Milli Görüş belediyeciliği olunca, Milli Görüş idareciliği olunca Allah’ın izniyle hiç de zor olduğunu düşünmüyoruz. Biz zora talibiz” diyen Timur, siyaseti kişisel çıkar için değil kamu hizmeti amacıyla yaptıklarını ifade etti.
Saadet Partisi’nin Buca’da daha görünür bir siyasi aktör olacağını belirten Timur, yeni üyelerin teşkilata katılımının kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. Buca siyasetinin belirli partiler arasındaki rekabete sıkışmaması gerektiğini dile getiren Timur, Saadet Partisi’nin ilçede güçlü bir alternatif oluşturmak istediğini kaydetti.
Timur, “Saadet Partisi’ni Buca’da sadece CHP ile AK Parti ve diğer partiler arasına sıkışmış siyasetin dışında güçlü şekilde hissettireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Buca Kent Konseyi seçimlerinde üçüncü tur sonunda başkanlığa seçilen Mahmut Dural’ı telefonla arayarak tebrik ettiğini de açıklayan Timur, Saadet Partisi Buca İlçe Başkanlığı olarak Kent Konseyi ile yakın çalışma içerisinde olacaklarını belirtti.
Timur, Dural ile yaptığı görüşmede karşılıklı ziyaret ve iş birliği mesajlarının verildiğini ifade etti. Buca Kent Konseyi’nin 7 Eylül’de gerçekleştirilen seçiminde Sedat Erşahin, Mahmut Dural, Zafer Kaplansoy ve Billur Karadağ yarışmış, ilk iki turda sonuç alınamamasının ardından yapılan üçüncü turda Mahmut Dural başkan seçilmişti.
Muhsin Timur’un toplantıdaki mesajlarının merkezinde ise Saadet Partisi’nin Buca’daki yeni dönem çalışma modelinin planlama, teşkilat disiplini, verilen görevin takibi ve liyakat esaslarına dayanacağı vurgusu yer aldı. Kent Konseyi seçiminde yaşanan temsilcilik ve evrak tartışmasını bu anlayışın somut örneklerinden biri olarak gösteren Timur, siyasette başarı için yalnızca söylem değil, işin doğru ve zamanında yapılmasının da gerekli olduğu mesajını verdi.


İzmir, bugün düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümünü kutluyor. 9 Eylül 1922 sabahı Türk süvarilerinin İzmir’e girişiyle işgal sona ererken, Gündem Buca’nın 2022’den bu yana araştırdığı Buca Kervan Köprüsü ve çevresindeki tarihi güzergâh da kurtuluş yolunun Buca’daki izlerini yeniden gündeme taşıyor. Milli Savunma Bakanlığı arşivleri Türk ordusunun 9 Eylül sabahındaki İzmir’e girişini doğrularken, tarihi görüntülerdeki köprü ve Buca bağlantısının kesinleştirilmesi için arşiv araştırmalarının derinleştirilmesi bekleniyor.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’taki zaferin ardından Türk ordusu, geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip ederek hızla İzmir yönüne ilerledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın tarih anlatımına göre Türk ordusu 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi. 2. Süvari Tümeni Sabuncubeli’nden geçerek Mersinli yolu üzerinden ilerlerken, 1. Süvari Tümeni ise Kadifekale yönüne yürüdü. Türk süvarilerinin şehre ulaşmasıyla İzmir’deki işgal dönemi sona erdi. Yüzbaşı Şeref Bey Hükûmet Konağı’na, Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesi’ne, Reşat Bey ise Kadifekale’ye Türk bayrağını çekti.
İzmir’in kurtuluşunun üzerinden 104 yıl geçmesine rağmen 9 Eylül sabahındaki askeri güzergâhların ayrıntıları bugün de araştırılmaya devam ediyor. Bu araştırmalarda Buca açısından öne çıkan yapılardan biri Kervan Köprüsü.
Gündem Buca, 2 Şubat 2022’de tarihi köprünün durumunu kamuoyunun gündemine taşıdı. Sonraki yayınlarda ise Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan tarihi görüntüler ile Buca’nın eski ulaşım güzergâhları karşılaştırılarak, görüntülerde görülen köprünün Buca Kervan Köprüsü olabileceği ve bazı birliklerin Buca üzerinden Konak yönüne ilerlemiş olabileceği gündeme getirildi.
Gündem Buca’nın araştırmalarında özellikle 9 Eylül 1922’ye ilişkin görüntülerde görülen köprü, askeri birlikler ve çevredeki coğrafi unsurlar dikkat çekiyor. Buca’daki Kervan Köprüsü’nün Kızılçullu/Şirinyer Su Kemerleri, Meles Çayı ve dönemin eski ulaşım yollarıyla aynı bölgede bulunması, görüntülerin Buca bağlantısının araştırılmasını daha önemli hale getiriyor. Gündem Buca’nın 11 Ağustos 2026 tarihli araştırmasında da yeni görüntülerin bu tartışmaya yeni ayrıntılar kattığı belirtildi.
Ancak bugün itibarıyla erişilebilen Milli Savunma Bakanlığı kayıtlarında, görüntülerdeki yapının “Buca Kervan Köprüsü” olduğuna dair açık ve kesin bir resmi tanımlama bulunmuyor. Dolayısıyla cevap bekleyen tarihi soru hâlâ önemini koruyor:
9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e ilerleyen Türk süvarilerinin kullandığı güzergâhlardan biri Buca Kervan Köprüsü müydü?
Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi tarih kayıtları, 9 Eylül sabahındaki askeri hareket hakkında önemli bilgiler veriyor. Bakanlığın Atatürk sitesinde, Türk ordusunun 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdiği; 1. Süvari Tümeni’nin Kadifekale’ye, 2. Süvari Tümeni’nin ise Mersinli üzerinden İzmir’e ilerlediği açıkça belirtiliyor.
MSB arşivindeki başka bir belgede de 9 Eylül günü Türk süvari birliklerinin İzmir’e giriş yaptığı kayıt altına alınmış durumda. Bu kayıtlar Türk süvarilerinin İzmir’in kurtuluşundaki rolünü açık biçimde ortaya koyarken, Buca Kervan Köprüsü bağlantısının ayrıca belgelenmesi gerekiyor.

Kervan Köprüsü’nün kamuoyunda yeniden konuşulmasında Gündem Buca’nın 2022’de başlattığı yayınlar önemli bir yer tuttu.
Gündem Buca’nın araştırmalarında, Şirinyer’deki tarihi su kemerlerinin yakınında bulunan Kervan Köprüsü’nün bazı bölümlerinin ayakta kalmasına rağmen orta bölümünün yıkıldığı ve tarihi yapının korunmaya ihtiyaç duyduğu gündeme getirildi.
11 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan “9 Eylül’ün Buca’daki İzleri Güçleniyor: Tarihi Kervan Köprüsü İçin Yeni Umut” başlıklı haberde ise konu yeni arşiv görüntüleriyle yeniden ele alındı.

Tarihi köprüyle ilgili son dikkat çekici gelişmelerden biri de Buca Belediye Başkan Vekili Hüseyin Benzer’in bölgede incelemelerde bulunması oldu.
Uzun yıllardır korunması ve Buca’ya yeniden kazandırılması istenen yapının yerinde incelenmesi, Kervan Köprüsü’nün geleceğine ilişkin beklentileri artırdı. Gündem Buca’nın 11 Ağustos tarihli haberinde de ziyaretin, köprünün korunmasına yönelik yeni bir sürecin başlangıcı olup olmayacağı gündeme getirildi.
Bugün, 9 Eylül 2026’da, İzmir’in kurtuluşunun 104. yıl dönümü kutlanırken Kervan Köprüsü’nün geleceği de yeniden önem kazanıyor. Bir tarafta 9 Eylül 1922’de İzmir’e ulaşan Türk süvarilerinin resmi kayıtlara geçen tarihi ilerleyişi, diğer tarafta Buca’da ayakta kalmaya çalışan tarihi bir köprü ve henüz kesin olarak cevaplanmamış güzergâh sorusu bulunuyor.
Kervan Köprüsü’nün ayakta kalan bölümlerinin korunması, eski fotoğraflarla mevcut yapının karşılaştırılması ve askeri arşivlerdeki harita, film ve belgelerin uzmanlar tarafından incelenmesi, köprünün 9 Eylül tarihindeki rolünü daha kesin biçimde ortaya çıkarabilir.
104 yıl önce Türk süvarilerinin İzmir’e ulaşmasıyla işgal sona erdi. Bugün ise Buca’nın önünde başka bir görev bulunuyor: Kurtuluş tarihinin günümüze ulaşan izlerini kaybetmeden gelecek kuşaklara aktarmak.
